Soru Önergeleri: Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler

Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ulusal çıkarlarımızı ilgilendiren dış politika konusudur. Bu gibi konuların danışmanlar arasında ve gizli olarak çözülmeye çalışılması, TBMM’ye Bilgi verilmemesi ve diğer ülkelerle gizli mutabakatlara varılması kabul edilemez.

CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ünal Çeviköz, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin Dışişleri Bakanı Melüt Çavuşoğlu tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına Soru Önergeleri verdi.
Çeviköz’ün Meclis Başkanlığına sunduğu önergeler şöyle:
“TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda kayıtlı olan sorularımın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Ahmet Ünal ÇEVİKÖZ
İstanbul Milletvekili
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 14 Temmuz 2020 tarihinde düzenlemiş olduğu basın toplantısında, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Berlin’e giderek, 13 Temmuz 2020 tarihinde Alman ve Yunan yetkililerle üçlü toplantıya katıldığını ifade etmiştir. Söz konusu görüşmeye Almanya adına, Başbakan Merkel’in dış politika danışmanı Jan Hecker’in, Yunanistan’ı temsilen Başbakan Mitsotakis’in diplomasi danışmanı Eleni Sourani’nin ve Türkiye’den İbrahim Kalın’ın katıldığı kamuoyuna yansımıştır. Yine kamuoyuna yansıyan ifadelerde, toplantıda Ankara ile Atina arasında 2016 yılında kesilen istikşafi görüşmelerin yeniden başlaması için ön görüşmeler yürütülmesi teklifinin gündeme geldiği, bunun için Türkiye’nin Yunanistan üzerinden AB’ye sığınmacı akınıyla mücadeleyi artırması ve Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını durdurması ön koşulunun getirildiği belirtilmiştir. Danışmanlar toplantısından sonuç alınamaması üzerine Almanya Başbakanı Angela Merkel’in “ricası” ile Oruç Reis’in bölgeye gönderilmesi ertelenmiştir. 6 Ağustos’ta Mısır ve Yunanistan arasında, deniz yetki alanlarının sınırlandırması anlaşmasının imzalanmasının ardından yeni bir NAVTEX ilan edilmiştir. Bu süreçte uluslararası kurumlardan Türkiye’nin dış politika alanında yalnız kaldığını gösteren açıklamalar ardı adına gelmiştir. 13 Eylül 2020 tarihine gelindiğinde ise Oruç Reis Antalya açıklarına dönerek buradaki limana demirlemiştir. 
Bu bağlamda;

  1. 13 Temmuz’da Berlin’de gerçekleştirilen görüşmenin TBMM’nin yasama faaliyetlerinin sürdüğü bir dönemde gerçekleştiği göz önünde bulundurulacak olursa; söz konusu görüşme hakkında TBMM’deki siyasi parti gruplarına ve Dışişleri Komisyonuna bilgi vermeme gerekçeniz nedir?
  2. Türkiye’nin dış politikası açısından önemli bir konunun görüşülmesi maksadıyla yapılan görüşmenin dış politikanın kurumsal açıdan en yetkili görevlisi olan Dışişleri Bakanı yerine Saray Sözcüsü tarafından yürütülmesinin Dışişleri Bakanlığı’nın dış politikada karar alma mekanizmasından uzaklaştırıldığı anlamına gelmediğini nasıl savunabilirsiniz?
  3. 13 Temmuz’da gerçekleştirilen görüşmede Yunanistan’ın kamuoyuna yansıyan isteklerinden en önemlisi olan Oruç Reis’in geri çekilmesi 13 Eylül tarihinde yerine getirilmiştir. Bu durumun Yunanistan’ın isteğinin gerçekleşerek dış politikada taviz verildiği anlamına gelmediğini nasıl açıklayabilirsiniz?
  4. 13 Temmuz’da gerçekleşen görüşmenin ardından atılan adımlar göz önünde bulundurulacak olursa; yalnız dış politika alanında değil kamu diplomasisi alanında da yanlış politika izlendiği ve dış politika sorunlarının danışmanlar tarafından çözülemediği aşikardır. Söz konusu yanlış politikalarınızda ne zaman değişiklik yapacaksınız?


TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıda kayıtlı olan sorularımın Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 
Ahmet Ünal ÇEVİKÖZ
İstanbul Milletvekili
Türkiye ile Yunanistan’ın temmuz ayında Almanya’nın arabuluculuğunda üzerinde uzlaştığı belirtilen 10 maddelik bir ön mutabakatın taslak metni kamuoyuna yansımıştır. Söz konusu uzlaşının Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, 14 Temmuz 2020 tarihinde düzenlemiş olduğu basın toplantısında duyurduğu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Berlin’e giderek, 13 Temmuz 2020 tarihinde Alman ve Yunan yetkililerle görüştüğü üçlü toplantıda gerçekleştiği iddia edilmektedir. Basına yansıyan söz konusu taslakta şu noktalar ön plana çıkmıştır:
-2016’da durma noktasına gelen Türk-Yunan istikşafi görüşmeleri tekrar başlayacaktır. Bu süreçte, Atina ve Ankara yeni güven artırıcı önlemlere odaklanacak ve gerginliği artırıcı adımlardan sakınacaktır;
-Taraflar özellikle tartışmalı bölgelere özel önem gösterecektir. ‘Tartışmalı’ olarak nitelendirilen bölgelerde doğalgaz ve petrol araştırmaları gerçekleştirilmeyecektir;
-Ankara ve Atina, bir Erdoğan-Miçotakis görüşmesi için gerekli zemini hazırlamaya başlayacaktır;
-Yunanistan ve Türkiye Kıbrıs’ta yeni bir beşli zirvenin hazırlıklarını başlatacaktır;
-Türkiye ile Kıbrıslı Türklerin uzun zamandan beri üstünde durduğu çizgi uyarınca, Kıbrıs’ta enerji pastasının adil dağıtımı için bir çeşit dağıtım mekanizması yaratılacaktır. Bu şekilde Kıbrıslı Türklerin enerji denklemine eşit katılımı garanti altına alınacaktır;
– Sığınmacı meselesinde Türkiye’nin AB tarafından finanse edilmesine devam edilecektir;
-Yeni süreçte AB, Türkiye’nin üzerinde ısrarla durduğu vize serbestisi için adım atacaktır. Son olarak, Ayasofya konusunda Türkiye herhangi bir yaptırım ile karşı karşıya gelmeyecektir.
Bu bağlamda;

  1. Ön plana çıkan noktalarda, Türkiye’nin iç politikasını da ilgilendiren konular da yer almaktadır. AKP iktidarı Ayasofya’nın tamamının ibadete açılmasının egemenlik hakkı olduğunu savunmaktadır. Üzerinde uzlaşı sağlanan maddelere bakıldığında, iktidarın yaptırım uygulanmayacağı güvencesi aldığı görülmektedir. Egemenlik hakkı söyleminiz sadece iç politikaya yönelik bir söylem midir?
  2. Oruç Reis ile ilgili git-gel politikanız, yapılan gizli görüşmelerin sonucu mu belirlenmektedir?
  3. Doğu Akdeniz konusunda atılan adımlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye kamuoyu hariç uluslararası kamuoyunun ve yabancı ülkelerin detaylara vakıf olduğu görülmektedir. Yürütmüş olduğunuz bu süreç “ulusal” bir dış politika izlediğiniz anlamına geliyor mu?
  4. Doğu Akdeniz konusunda AKP iktidarı “ön koşulsuz” müzakereyi savunduğunu iddia etmektedir fakat kamuoyuna yansıyan gelişmelerde Türkiye’nin önkoşulları kabul ettiği görülmektedir. Doğu Akdeniz konusunda kamuoyuna yansımayan üzerinde uzlaştığınız başka metinler var mıdır?”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s