CHP: AB atağı olumlu

Gündem

Rifat BAŞARAN – ANKARA 30.08.2018 – 22:58

CHP: AB atağı olumlu

Rifat Başaran

rbasaran@hurriyet.com.tr

CHP’nin Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, emekli büyükelçi Ünal Çeviköz, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) atağını olumlu bulduğunu belirterek, “İçerde atılması gereken adımlar var. Türkiye’nin kaybettiği güveni yeniden kazanması gerekir. AB ile yeniden ilişkiye girebilmenin yolu hukukun üstünlüğünün, erkler ayrılığının, temel hakların yerleştiğine ilişkin güveni vermesi ile mümkün olacak. AB de bu konularda uyarılarda bulunacak” dedi. Çeviköz, Hürriyet’e şunları söyledi:

ÖZGÜRLÜKLER İÇİN ADIM ATILMALI

“Türkiye’nin AB ile ilişkileri iyi tutması gerekirdi ama nutuklar, hamaset söylemleri buna engel oldu. Türkiye’nin kaybettiği güveni yeniden kazanması gerekir. Bunun için de içeride atılması gereken adımlar var. Her şeyden önce yargının siyasallaştığı görüntüsünden kurtulmalıyız. Kuvvetler ayrılığının iyi işlediği bir rejime ihtiyaç var ama tek adam rejimi bunu ortadan kaldırıyor. İnsan hakları, bireysel özgürlükler konusuna adım atılmalı. İstanbul milletvekilimiz Enis Berberoğlu, Eren Erdem, Osman Kavala’nın durumu hukuk ve adalete aykırı. Onun için her şeyden önce AB ile yeniden ilişkiye girebilmenin yolu hukukun üstünlüğünün, erkler ayrılığının, temel hakların yerleştiğine ilişkin güveni vermesi ile

AB’den anayasa referandumundan önce, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracak rejim değişikliğinin Türkiye’yi AB’den uzaklaştıracağı uyarıları gelmişti. Varna’da yapılan AB zirvesinde bunlar açık bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan’a söylendi. Bu uyarılar yeniden dile getirilecektir diye düşünüyorum. OHAL fiilen kaldırılmış olsa bile neredeyse hukuki bir düzen haline dönüştü. AB de bunu görüyordur, bu konuda uyarılarını dile getirmeye devam edecektir. Elbette Türkiye’nin kendi içindeki hukukun üstünlüğü ilkesine saygı duyulacak şekilde demokratikleştiğini göstermesi güveni arttıracak ve yatırımların gelmesi için uygun bir ortam oluşturacak.

ABD’nin bütün dünya ile sorunu var; Çin’le, Avrupa’yla… Avrupa, ABD’ye direndi; Türkiye de AB direncini gördüğü için çareyi buraya dümeni kırmakta gördü. Ama Türkiye’nin AB ile sorunlarının çözümü sağlanmadan, ilerleme olacağını sanmıyorum. Türkiye’nin AB ile yakınlaşması sorunları aşması ile mümkündür.

SONUCA YÖNELİK DİPLOMASI OLMALI

Gümrük Birliği’nde düzeltilmesi gereken şeyler var. Tarım ürünleri, hizmet sektörü ile ilgili alanlarda açılımlara ihtiyaç var. Serbest ticaret anlaşması imzalanan ülkelerde, serbest ticaretin önünün açılması gerekiyor. Gümrük Birliği bize bu hakkı verdiği halde, AB bunun önünü tıkıyor. Bu düzenlemeler olduğu takdirde Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasında önemli bir dosya. Mesela Almanya koalisyon protokolüne Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne alınmayacağı hükmü koymuştu. Bunların aşılmasının yolu sonuca yönelik diplomasiyle olur.”

Emekli büyükelçi Ünal Çeviköz: ABD ile takas pazarlığı doğruysa Türkiye saygı duyulan devlet özelliğini kaybetmiştir

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, ABD’nin papaz Andrew Craig Brunson’ın serbest bırakılmaması nedeniyle Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı almasının ardından Ankara-Washington hattında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Emekli büyükelçi olan Çeviköz konuya ilişkin değerlendirmesinde “ABD’nin Türkiye’ye artık saygı duymadığı görülüyor. Jeostratejik önemmiş, stratejik ortaklıkmış, bu gibi kavramlar üzerinden Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri tarif etmekten artık vazgeçmemiz gerekir” yorumunda bulundu.

Güven eksikliğinin artık ileri bir safhada olduğunu belirten Çeviköz, yerli ve yabancı basında ‘Rahip Brunson’a karşı halen Amerika da tutuklu bulunan Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın takası’ yorumlarıyla ilgili, “Burada ne yorum doğrudur ne süreç doğrudur. Her şeyden önce, bu yorumlar ve gerçekten bu şekilde bir pazarlık yapılmış ise bu pazarlıklar hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan bir anlayışa işaret etmektedir” değerlendirmesini yaptı.

“Böyle bir pazarlığa girdikten sonra zaten itibarınızı ve hakkınızdaki güven algısını kaybedersiniz”

Haber linki için tıklayınız

ABD-Türkiye ilişkilerini değerlendiren Ünal Çeviköz’ün T24’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Türkiye ile ABD arasında inişli çıkışlı devam eden ilişkinin Rahip Brunson kriziyle tırmandığı belirtiliyor. Kamuoyunda, asıl kavganın Reza Zarrab davasında 32 aylık hapis cezası alan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı ile Rahip Brunson’a karşı Atilla’nın takası diye yorumlar dikkat çekiyor. Bu ne kadar doğru bir yorumdur? 

Burada ne yorum doğrudur ne süreç doğrudur. Her şeyden önce, bu yorumlar ve gerçekten bu şekilde bir pazarlık yapılmış ise bu pazarlıklar hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmayan bir anlayışa işaret etmektedir. Esasen AKP iktidarı da Türkiye’ye maalesef bu anlayışı yerleştirmiştir. Kuvvetler ayırımı ortadan kalkmış, yargı siyasi otoritenin nüfuzu altında onun kontrolüne girmiş ve siyasallaşmış, yargısız infaz uygulamaları almış yürümüştür. Bu görüntü uluslararası kamuoyu nezdinde Türkiye hakkındaki olumlu algıyı da ortadan kaldırmıştır. Gözaltına alınan ya da tutuklanan yabancı uyruklu kişiler eğer yurt dışında süren bazı hukuki süreçler ve yargı kararlarına karşı rehin olarak gözaltına alınıyor ya da tutuklanıyorlar ise hukuk devleti olma özelliğinizi yitirirsiniz.

Türkiye’de, Fransa ve Almanya uyruklu birkaç tutuklu o ülkelerin üst düzey yöneticilerinden gelen baskılar sonucu serbest bırakıldı. Bu durum ABD’de Rahip Brunson için de aynı yöntemin kullanılabileceği izlenimine yol açtı. Tabii böyle bir anlayış ABD’nin de hukuk devleti ilkelerine bağlılığı konusunda ciddi kuşkuların belirmesine yol açıyor.

Brunson için çeşitli pazarlıkların söz konusu olduğu yerli ve yabancı basın organlarında haber olarak yer aldı. Böyle bir pazarlığa girdikten sonra zaten itibarınızı ve hakkınızdaki güven algısını kaybedersiniz. Türkiye maalesef bugün böyle bir durumla karşı karşıyadır.

“Takas pazarlığı doğru ise Türkiye saygı duyulan bir devlet olma özelliğini kaybetmiş demektir”

Türkiye’de Brunson’un dışında başka Amerikalılar içinde bir pazarlık olduğu söyleniyor. Takas pazarlığı doğru kabul edilirse; siz ne düşünüyorsunuz?

Takas pazarlığı doğru ise Türkiye saygı duyulan bir devlet olma özelliğini kaybetmiş demektir. Uluslararası toplumun, çağdaş ve uygar ülkeler topluluğunun üyesi olan bir devletin en önemli özelliği hukuk devleti ilkelerine uyması, hakkındaki güvenilirlik, inanılırlık ve saygınlık algılarının da yüksek olmasıdır. Türkiye hakkında bu kavramların tümü ortadan kalkmıştır.

ABD-Türkiye ilişkilerini nasıl değerlendiriliyorsunuz?

ABD’nin Türkiye’ye artık saygı duymadığı görülüyor. Jeostratejik önemmiş, stratejik ortaklıkmış, bu gibi kavramlar üzerinden Türkiye ile ABD arasındaki ilişkileri tarif etmekten artık vazgeçmemiz gerekir. Güven eksikliği artık ileri bir safhadadır.

2003 yılında baş gösteren 1 Mart tezkeresinin ardından giderek zayıflayan bir müttefiklik ilişkisinden söz ediyoruz. Türkiye, uluslararası ilişkilerinde ve dış politika uygulamalarında tutabileceğinden fazla sözler ve vaatler veren, vaatlerini ve sözlerini tutmayan ve yerine getirmeyen, dolayısıyla inanılır, güvenilir ve öngörülebilir bir dış politika anlayışından uzaklaşan bir yönetim altında olduğu algısını yaratmıştır.

“ABD’nin Türkiye’de mevcut yönetim ile yeniden sağlıklı bir güven ilişkisine kavuşabileceğini beklemiyorum”

ABD’nin böyle bir müttefike karşı saygı duyması da beklenemez. Bir takım çabalarla ikili ilişkilerin içinde bulunduğu kriz aşılabilir ve ilişkiler normalleşmiş gibi görünebilir, ancak bu yanıltıcı bir görüntü olacaktır, zira derinden bakıldığında, dış politikada devletler arasında güven ilişkilerini kurmak uzun zaman alır, bu güveni yıkmak ise yapılan hatalarla çok çabuk gerçekleşir. Yitirilen güveni yeniden kazanmak için ise eskisinden çok daha fazla çaba gösterilmesi gerekir. ABD’nin Türkiye’de mevcut yönetim ile yeniden sağlıklı bir güven ilişkisine kavuşabileceğini beklemiyorum.

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: