PRESS RELEASE BY CHP DEPUTY CHAIRMAN ÜNAL ÇEVİKÖZ REGARDING THE FINAL DRAFT OF THE RESOLUTION ADOPTED BY THE COMMITTEE ON FOREIGN AFFAIRS OF THE EUROPEAN PARLIAMENT

The Committee on Foreign Affairs of the European Parliament (EP) has adopted the final draft of the resolution recommending to suspend the accession negotiations with Turkey by large majority with 47 votes in favour and 7 votes against, in a new move to respond to an ever-deeper authoritarianism and the recent regime change towards a presidential system of government in Turkey. This draft  constitutes an antithesis to AKP’s one-man system that disregards the achievements of the modern world.

Although the ruling party underestimates this draft on the grounds that it is not binding, it is indeed significant for Turkey because it will provide a basis for the relations between the newly elected EP and Turkey during the next 5 years following the European elections on 26 May. Considering the possible new composition of the Parliament, it will become harder to make progress on issues such as visa liberalisation for Turkey and upgrading the Customs Union Agreement.

Despite calls on Turkey to take concrete steps, the Judicial Reform Strategy Paper, initially expected to be finalised by the Reform Action Group in January 2019, is yet to be released to the public. The Reform Action Group did nothing but simply convene, without taking any concrete steps.

Moreover, the case of Osman Kavala, who, after being detained in prison for 16 months with no indictment against him, finally received an indictment concerning the Gezi protests asking for an aggravated life sentence just the day before the hearing of his case before the European Court of Human Rights and the Court of Appeals upholding the verdict against Cumhuriyet daily indeed confirm the argument that Turkey’s judiciary has been politicised and show yet again that the rule of law has been destroyed.

The AKP government is yet to grasp the importance of fundamental values shaping the main framework of EU-Turkey relations such as the Copenhagen criteria, democracy and the rule of law, so much so that it continued to reduce its relations with the EU to negotiating over the situation of Syrian refugees up until the day before the vote in the committee, threatening EU member states with the refugee card.

46517376_253959121966050_8870843079704182784_nAs CHP, we see Turkey’s full accession to the EU as a prerequisite for modernisation and therefore embrace our bid for full membership to the EU. We’d like to reiterate CHP’s commitment to Turkey’s full accession to the EU as a “sine qua non” of Turkey’s resolve for modernisation.

 

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ÜNAL ÇEVİKÖZ’ÜN AVRUPA PARLAMENTOSU DIŞİŞLERİ KOMİTESİ TARAFINDAN ALINAN TÜRKİYE KARARI AÇIKLAMASI

Avrupa Parlamentosu (AP) Dışişleri Komitesi’nde yediye karşı 47 oy gibi büyük bir çoğunlukla kabul edilen Türkiye ile müzakerelerin askıya alınması tavsiyesi kararı, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adı altındaki yönetim biçimi ile birlikte Türkiye’de daha da derinleşen otoriterleşmeye ve rejim değişikliğine verilen yeni bir cevap olmuştur. AP’nin kararı, AKP’nin tek adama bağlı, çağdaş dünyanın kazanımlarını hiçe sayan sisteminin bir anti-tezidir. 

46517376_253959121966050_8870843079704182784_nİktidar tarafından bağlayıcı olmadığı gerekçesiyle hafife alınan bu karar Türkiye için çok önemlidir. Zira, 26 Mayıs’ta seçilecek yeni AP’nin gelecek beş yıl süresince Türkiye ile ilişkilerine temel oluşturacaktır. Yeni oluşacak parlamentonun yapısı da göz önünde bulundurulacak olursa, Türkiye için vize serbestisi, Gümrük Birliği Anlaşması’nın revize edilmesi gibi konularda ilerleme sağlanması güçleşecektir. 

Bugüne kadar Türkiye’den somut adımlar atılması beklenirken, Reform Eylem Grubu’nun bünyesinde 2019’un Ocak ayında sonuçlandırılması beklenen Yargı Reformu Strateji Belgesi hâlâ kamuoyuna açıklanmamıştır. Reform Eylem Grubu sadece toplanmakla kalmış, somut adım atılamamıştır.  

On altı aydır iddianamesi hazırlanmadan tutuklu bulunan Osman Kavala için AİHM’e yapılacak savunmadan bir gün önce Gezi iddianamesinin hazırlanarak Kavala hakkında ağırlaştırılmış  müebbet hapis cezası istenmesi ve İstinaf Mahkemesi’nin Cumhuriyet gazetesi davası cezalarını onaması; Türkiye’de yargının siyasallaştığı eleştirilerini pekiştirerek; hukukun üstünlüğü ilkesinin ortadan kalktığını bir kez daha göstermiştir. 

AKP hükümeti AB-Türkiye ilişkilerinin ana iskeletini oluşturan Kopenhag Kriterleri, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi temel değerlerin önemini anlamamış, raporun komisyonda oylanmasından bir gün öncesine kadar bile AB ile olan ilişkileri Suriyeli mültecilerin durumuna indirgemeyi sürdürerek AB ülkelerine mülteciler üzerinden tehditte bulunmuştur.

CHP olarak, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini çağdaşlaşmanın bir gereği olarak görüyor, AB’ye tam üyelik perspektifine sahip çıkıyoruz. AB’ye tam üyeliğin, CHP için Türkiye’nin çağdaşlaşma azminin ihmal edilemez bir unsuru olduğunu bir kez daha yineliyoruz. 

 

“Dış müdahaleler, Venezuela halkını refah ve huzura kavuşturmayacaktır”

_105324146_compositemaduroguaidoVenezuela’da son haftalarda yaşanan gelişmeler tarafımızca yakından ve büyük bir duyarlılıkla izlenmektedir. Venezuela’daki toplumsal kamplaşmanın sonucu olarak ortaya çıkan kurumsal ayrışma ülkede bir sistem krizini doğurmuştur. Bu durum küresel yansımalara yol açabilecek potansiyele sahiptir.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Venezuela’daki durum hakkında, Maduro karşıtlığı ya da taraftarlığı üzerinden ilerleyen bir yaklaşım yerine, Venezuela’nın sorunlarını kendi içinde demokratik yollarla çözmesine imkan tanıyacak bir yol haritası üzerinde çalışılmasını daha doğru buluyoruz. Bu düşünceden hareketle, Türkiye olarak, bu krize çözüm odaklı bir çerçeveden bakmamız ve buna uygun mekanizmaların oluşturulması için çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz.

Krizin çözümüne ve Venezuela halkının refah ve huzuruna katkı sağlamak için:
1) Türkiye, kutuplaştırıcı değil uzlaştırıcı bir siyasi dil kullanmalıdır,
2) Türkiye ile Venezuela’nın ileriye dönük uzun vadeli dostluk ilişkilerini dikkate alan bir bakış açısı temel alınmalıdır,
3) Venezuela’da mevcut iki tarafın da üzerinde uzlaşacağı bir seçim sürecinin başlatılması önerilmelidir,
4) Yabancı ülkelerin, başka bir ülkenin iç meselelerine karışmasına karşı çıkılmalıdır. Venezuela’daki sorunların herhangi bir ülkenin ya da ülkeler grubunun dış müdahale çağrıları ekseninde çözüme kavuşturulması beklenemez. Dış müdahaleler, Venezuela halkını refah ve huzura kavuşturmayacak, tam tersine müdahaleci ve anti-demokratik bir şekilde Venezuela’yı bugün olduğundan daha kötü bir duruma sürükleyecektir.

Çeviköz’den İKÖ Tüzüğü uyarısı: Özensiz, dikkatsiz ve zamansız

“CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, ön metninde “Kadınların, erkeklerin saygı duyulan eşleri olarak yetiştirilmesi” ifadesinin yer aldığı İKÖ Tüzüğü’nün Meclis’e gönderilmesini “özensiz, dikkatsiz ve zamansız” bulduğunu söyledi. Tüzüğe konulan çekincenin Türkiye’ye kurtarmayacağını belirten Çeviköz işin toplumsal boyutuna dikkat çekti, “Özgecan’ın katlinin üzerinden 4 yıl geçti ama hâlâ Özgecan Yasası çıkartılamadı. Daha birkaç gün önce fotoğraflarla gözler önüne serilen çok ciddi bir taciz olayı yaşandı. Kadına dönük duyarlılığın aşındırıldığı bir dönemde bu tüzüğü gündeme getirmenin yersiz olduğunu, zamansız olduğunu söylüyorum” dedi.”

Haber için tıklayınız

Press Release From CHP Vice Chairman on Foreign Affairs Mr. Ünal Çeviköz on Venezuela: “Foreign interventions would not bring well-being or peace to the people of Venezuela”

We have been closely and diligently following the events unfolding in Venezuela in recent weeks. The institutional conflict that arose from the polarisation of the Venezuelan society has led to a political crisis in the country. This development may potentially have global repercussions.

As the Republican People’s Party, we consider it to be more appropriate to work on a roadmap that will allow Venezuela to solve its problems internally by democratic means rather than side with or against Maduro. In that regard, we believe that Turkey must adopt a solution-focused approach and work with a view to establishing relevant mechanisms to that end.

To help solve the crisis and contribute to the well-being and peace of the Venezuelan people:

1. Turkey must use a political rhetoric that is conciliatory, not polarising,

2. Turkey must adopt a perspective to maintain a long-term friendship with Venezuela,

3. Turkey must recommend an election process on which both sides in Venezuela will agree,

4. Foreign countries should not be allowed to interfere in the domestic affairs of another country. We cannot expect the problems in Venezuela to be solved with the help of a country or group of countries that call for foreign intervention. Foreign interventions would not bring well-being or peace to the people of Venezuela but would instead worsen the situation in the country by meddling in its internal affairs in anti-democratic ways.

_105324146_compositemaduroguaido

Bu kaçıncı kaza?

Bu kaçıncı kaza? Ankara’nın Polatlı ilçesindeki Sakarya Kışlası’nda meydana gelen “kaza”da yaralanan Mehmetçiklerimize acil şifa diliyorum.

TSK’nin bu tür kazalarla böylesine sık karşılaşması artık tahammül haddini aştı.

Duyan da üçüncü dünya ülkesi sanıyor!

sakarya-kislasi-UVNu_cover

CHP Genel Başkan Yardımcısı Çeviköz: S-400’ler konusunda biraz daha duyarlı davranmamız gerekirdi

Rusya’dan alınması planlanan S-400’lerin önümüzdeki dönem gündemin en önemli maddesi olarak öne çıkmaya aday olduğunu vurgulayan CHP’li Ünal Çeviköz, “Eğer NATO içindeki konumumuzu dikkate alacak olursak, S-400’ler konusunda biraz daha duyarlı davranmamız gerekirdi diye düşünüyorum” dedi.

Haber için tıklayınız.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Çeviköz, Meclis’te yaptığı açıklamada Soçi zirvesini ve S-400 tartışmalarını değerlendirdi.

Recep Tayyip Erdoğan -  Hasan Ruhani - Vladimir Putin - Soçi Üçlü Zirve

Suriye ile ilgili Soçi’deki gerçekleşen üçlü zirvenin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Çok, çok iyi geçti” açıklaması yaptığını anımsatan Çeviköz, “Neresinin çok çok iyi geçtiğini anlamakta güçlük çekiyorum” dedi.

Soçi zirvesinde açıklanan bildirgeye bakıldığında Tahran zirvesinden farklı olarak yoğun bir şekilde İdlib ile ilgi açıklamalar olduğunu söyleyen Çeviköz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmediği uluslararası toplumun da bu bildiri yoluyla dikkatine getirilmiş oluyor. Bu bence fevkalade önemli. Neden önemli? Çünkü aşağı yukarı birkaç gün önce İdlib’de iki bombalı araç patladı. Çok sayıda ölü ve yaralı oldu. Demek ki, İdlib’deki durum ve İdlib’de bizim ortadan kaldırmayı hedeflediğimiz ve bu konuda taahhütlerinden temizlenme olgusu gerçekleşmemiş durumda. Bu önemli. Çünkü eğer bu tür faaliyetler ve bu tür terör olayları devam edecek olursa o zaman muhtemelen Suriye yönetimi İdlib’deki durumu kontrol altına almak için bir hareketlilik içine geçecek belki de bir askeri harekat planlayacaktır. Rusya’nın bu konuda Suriye rejimine engel olmak düşüncesinde olmadığı, bu deklarasyondan da zaten anlaşılıyor. Nitekim bazı istihbari bilgiler Suriye kuvvetlerinin de bir hazırlık ve hareketlilik içinde olduğuna işaret ediyor. Bütün bunların hepsini alt alta koyduğumuzda eğer İdlib’de yeniden böyle bir terör dalgası ortaya çıkacak olursa Türkiye için çok ciddi bir göç dalgası ile karşı karşıya kalabiliriz. Bunun da fevkalade vahim bir gelişme olduğunu hatırlatmak isterim.”

‘SURİYE POLİTİKASINININ HALA NETLİK KAZANMAMIŞ OLMASI ENDİŞE VERİCİ’

Suriye konusunda ABD ile yapılan görüşmeleri de dikkatle izlediklerini vurgulayan Çeviköz, güvenli bölge tartışmalarının da henüz sonuca ulaşmadığını ifade etti.

Çeviköz, “Bu da hakikaten bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Bir yandan gerek Menbiç gerek Fırat’ın doğusuyla ilgili ABD ile görüş ayrılıklarımız sürerken bir yandan ABD Dışişleri Bakanı, ‘Kürtlerin katliamına müsaade etmeyeceğiz’ şeklinde daha dün yeni bir açıklama yapmışken, Türkiye’nin Suriye ile ilgili politikasının hala netlik kazanmamış olmaması ve hala barışçı bir arayış olmadığını görülmesi bizim için de çok ciddi bir endişe kaynağı olmaya devam etmektedir” diye konuştu.

‘S-400’LER GÜNDEMİN EN ÖNEMLİ MADDESİ OLARAK ÖNE ÇIKMAYA ADAY’

Çeviköz, gündemde olan sıcak konulardan birinin de Rusya’da alınması planlanan S-400’ler olduğunu, bu konunun önümüzdeki döneminde belki de gündemin en önemli maddesi olarak öne çıkmaya aday olduğunu vurguladı.

Çeviköz, “Çünkü ABD, Türkiye S-400’leri almaktan vazgeçmediği taktirde hep Patriot satışıyla ilgili müzakereleri hem de Türkiye’nin F-35’lerin üretimi ve kullanımıyla ilgili ortak çalışmadan çıkarılmasıyla ilgili düşüncelerini açık bir şekilde dile getirmiştir. Bunlar da önümüzdeki dönemde Türkiye, ABD arasındaki ilişkileri etkileyeceği gibi savunma sanayii alanındaki çalışmalarımızı ve savunma sanayii sektörümüzü de olumsuz etkilemeye aday gözükmektedir” dedi.

Ünal Çeviköz, bu konuda partisinin görüşlerinin sorulması üzerine de, CHP’nin Türkiye’nin ulusal güvenliğiyle ilgili yaklaşımının çok açık ve net olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

‘TÜRKİYE KENDİ KARARLARINI KENDİSİ ALIR’

S-400 hava savunma sistemi

“Türkiye kendi ulusal güvenliğini sağlamak maksadıyla alacağı kararları elbette kendisi alır. Türkiye’nin ulusal güvenliğini sağlaması için alınan kararlar bizim ulusal güvenlik stratejimiz, askeri stratejilerimiz olduğu kadar aynı zaman da bir NATO üyesi olmamızdan da kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin ulusal güvenliği ve tehditlere karşı güvenlik önlemleri sadece kendi ulusal önlemleri değil aynı zamanda NATO içindeki dayanışması ve NATO üyeliğiyle de güçlendirmektedir.

Zannederim ABD’nin bakışı Türkiye’nin S-400’ler ile ilgili tercihinin bu NATO ittifakı içindeki durumunu olumsuz etkilediği şeklindedir. Bu da fevkalade önemli bir tespit Amerika açısından bakıldığında. Neden önemli bir tespit? Onu da açıklamakta belki yarar var. ABD, Türkiye’nin S-400 alımını sadece Türkiye ile ABD arasında bir mesele olarak görmüyor, aynı zamanda bir NATO güvenliği olarak görüyor. Dolayısıyla o açıdan bakıldığında Türkiye’ye belki dayatma tabiri biraz fazla kaçacak ama en azından bu şekilde bir uyarıda bulunmayı da lüzumlu görüyor. Biz de eğer NATO içindeki konumumuzu ve ulusal güvenliğimizin NATO üyesi olmaktan kaynaklanan özelliğini dikkate alacak olursak bu S-400’ler konusunda biraz daha duyarlı davranmamız gerekirdi diye düşünüyorum.”

‘S-300’LERLE MUKAYESE EDİLEBİLECEK ŞEYLER DEĞİL’

CHP’li Çeviköz, gazetecilerin Yunanistan’ın da S-300 aldığını hatırlatılması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu mukayeseyi yapmak doğru değil, teknik bakımdan da doğru değil, siyasi bakımdan da doğru değil. 1997 yılında Güney Kıbrıs Rum yönetimi tarafından Rusya’dan satın alınan S-300’ler bizim itirazımız ve bizim itirazımız sonucu müttefiklerimiz olan başta ABD olmak üzere diğer NATO üyeleri tarafından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne ve Yunanistan’a baskı yapılmak suretiyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi topraklarına değil Yunanistan’ın Girit adasına konuşlandırıldı. Konuşlandırıldıktan sonra da adeta gömüldü ve hiçbir şekilde de kullanılmıyor. Dolayısıyla bundan 20 sene evvel yapılmış olan ve daha farklı daha düşük kalitede teknolojiye sahip olan ve hiçbir şekilde de kullanılmayan bir bakıma zorunluluk ve NATO’nun tasvibiyle Yunanistan’a yerleştirilmiş olan S-300’lerin durumuyla bugün Türkiye’nin bu kadar hevesli ve gönüllü olarak Rusya’dan S-400’ler alması birbiriyle mukayese edilebilecek şeyler değildir.”

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑

%d blogcu bunu beğendi: