CHP Dış İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’ün AB Dış İlişkiler Konseyi’nin Doğu Akdeniz Konusunda Türkiye’ye Uygulayacağı Yaptırımlara İlişkin Basın Açıklaması

Unknown-1.jpegAvrupa Birliği Dış İlişkiler Konseyi, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Fatih ve Yavuz gemileriyle yürüttüğü doğalgaz sondaj çalışmaları nedeniyle Türkiye’ye yönelik dört başlıkta yaptırım kararı aldı. Türkiye’nin en önemli ekonomi ve ticaret ortağı olan AB’nin yaptırım kararları ve yaptırımların devam edebileceğine ilişkin tutumu Doğu Akdeniz’deki tansiyonu düşürecek bir yaklaşım değildir. Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ihtilaf çözülmeden ve Ada’da tam anlamıyla bir barış tesis edilmeden Güney Kıbrıs’ı üye olarak kabul etmekle büyük bir hata yapmıştı. Avrupa Birliği’nin ikinci büyük hatası ise Annan Planı’na ‘Evet’ diyen KKTC’ye yönelik izolasyonları kaldırmaması olmuştu. Avrupa Birliği, ne yazık ki, üçüncü büyük hatasını da Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları bağlamında yapmaktadır.  Avrupa Birliği’nin Türkiye ve KKTC’yi hiçe sayan yaklaşımını kabul etmiyoruz. Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması Kıbrıs Sorununun barışçıl yollarla çözümüne asla yardımcı olmamaktadır.

 

Biz Avrupa Birliği ile mülteciler sorunu ve terörle mücadelede işbirliği içindeyiz ve bu işbirliğinin karşılıklı yarar sağladığını düşünüyoruz. Bazı AB ülkeleri Türkiye’den geçen enerji nakil hatlarından yararlanıyorlar.  AB ile uyumlu ve işbirliği içindeki bir Türkiye bölge barışı ve güvenliği açısından da önemli bir kazançtır. Bütün bu gerçekler ışığında AB’nin Türkiye’ye yaptırım uygulaması haksız ve meşru dayanaklardan yoksun bir davranış olmuştur.  Sayın Dışişleri Bakanı’nın yaptırımları küçümseyen ifadesiyse AKP İktidarının Türkiye – AB ilişkilerine değer vermediğinin yeni bir göstergesini oluşturmaktadır.

Halkımız bilmelidir ki, Avrupa Birliği’nin yaptırım kararı alacak kadar ileriye gidebilmesinin altında, AKP Hükümetlerinin ülkemizi Doğu Akdeniz’de yalnızlaştıran hatalı dış politikaları yatmaktadır.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yalnızlaşmasının, manevra yeteneğini kaybetmesinin ve kaba güce saplanmasının sorumlusu AKP’nin izlediği vizyonsuz, ülkemizin kapasitesiyle uyumsuz, maceraperest politikalardır. Bu politikalar yüzünden, Akdeniz’e kıyısı olan Suriye, Mısır ve İsrail’de Türkiye’nin büyükelçisi yoktur.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e yönelik politikalarının da bir yandan KKTC’nin haklarını gözetirken, bir yandan da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yalnızlığını ortadan kaldıracak şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yalnızlaşmasının ve etkisizleşmesinin önüne geçmek için bölge ülkeleriyle ivedilikle diyalog zemini yaratılmalıdır. Bu kapsamda, Kahire, Şam ve Tel Aviv’deki Büyükelçilerimiz ile Kudüs’teki Başkonsolosumuz ivedilikle yeniden görev yerlerine dönmelidir. Türkiye, Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge (MEB) ilanını bütün olasılıkları hesaplayarak en kısa zamanda kapsamlı bir değerlendirme yapmak için masaya yatırmalıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s